Adana Yüreğir Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:47:00
Adana Yüreğir Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

Adana merkez ilçesinden 05.06.1986 tarihinde ayrılarak ayrı bir ilçe olmuştur. İsmini M.S.1250-1352 Yılları arasında Türk Oğuz boyundan üçoklara ait Yüreğir aşiretinin buraya yerleşmesinden dolayı almıştır. Denizden yüksekliği 23 metre olan ilçenin yüzölçümü 1538 km2'dir. 79 köyü bulunmaktadır. İlçede Bulunan Eserler İlk ve ortaçağda önemli bir yerleşim merkezi olan Yüreğir ve yöresinde eski eser olarak köprü ve höyük, yer mozaikleri ve su kemerleri, hamam ve kervansaray bulunmaktadır. Bu eserler Hitit, Roma, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine aittir.   Kaynak: Çukurova Üniversitesi ve Yüreğir Kaymakamlığı Resmi Sitesi Devamı

Adana Yumurtalık Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:22:00
Adana Yumurtalık Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

YUMURTALIÄžIN TARİHÇESİ 7-10.Yüzyıllarda, Araplarla Bizans arasındaki savaş1arda tamamen tahrip olan kent 11.yüzyıldan itibaren Ayas adıyla piskoposluk merkezi oldu. Bu dönemde de Akdeniz’ in ünlü bir ticaret limanı olma özelliğini sürdüren Ayas’ta biri karada bir de limandaki adada olmak üzere iki kale inşa edildi. 1201 de Cenovalilar 1261 de de Venedikliler Ayas’ta ticari koloni kurma ayrıcalığını elde ettiler. Kentin asıl gelir kaynağı olan deniz ticaretini ellerinde tutan Venedikliler, kenti Lajazzo olarak adlandırmaktaydılar. 1266 yılında Memlüklüler ilk kez Kilikya’ya saldırdıklarında Ayas’ı tahrip ettiler 1268 yılında kenti ziyaret eden Marko Polo, limanın Venedikli ve Cenovali tüccarlarla dolu olduğundan ve bunların ipek, yün, hububat ve baharat ticareti yaptıklarından bahsetmektedir. Marko Polo 1271 yılındada çin’den dönüşünde ikici kez kenti ziyaret eder. Venedikli ye Cenoyali tüccarlar buradan Kilikya içlerine kadar uzanan ticari geziler yapmaktaydı. Bunların kendilerine ait birer tane kiliseleri vardı. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi ile de Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altına girdi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, kentin batısında “Sahil Kulesi”adı verilen küçük bir kule yaptırıldı.Osmanlı Vilayet örgütünde Ayas, Cebeli Bereket (Osmaniye sancağına bağlı Payas ilçesinin bir bucağı oldu Doğu ticareti Akdeniz’ den uzaklaştıkça Ayas Limanı da ortaçağdaki önemini yitirdi.Yumurtalık, 19 Temmuz 1926’ya kadar kaza iken, nahiye yapılıp Ceyhan’a, 1 Nisan 1959’da ilçe yapılarak Adana’ya bağlanmıştır. Akdeniz’in kenarında olan Yumurtalık’ın Güney ve Doğusu İskenderun körfezi, Kuzeyi Ceyhan İlçesi, Kuzey-Batısı Adana İli, Batısı ise Kara... Devamı

Adana Tufanbeyli Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:46:00
Adana Tufanbeyli Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

Tufanbeyli ilçe olmadan önce Saimbeyli ilçesine bağlı bir bucak merkezi idi. Bu dönemde Höketçe adını taşıyordu. 1 Nisan 1958 tarihinde Saimbeyli’den ayrılarak Mağara adı ile ilçe merkezi oldu. 30 Nisan 1958 de belediye teşkilatı kurulmuştur. Mağara adı 1967 yılına kadar devam etmiştir. Belediye meclisinin 15.02.1965 tarih ve 8 sayılı kararı ile Mağara adının değiştirilerek Çukurova Bölgesi Kuvayi Milliye Kumandalarından ve istiklal Harbi'nde bu çevreye büyük yararlıkları dokunan, Aydınoglu Osman Tufanbey'in adına izafeten Tufanbeyli olması teklif edilmiş. T.B.M.M’ce Tufanbeyli olarak değiştirilmiştir. İlçe bu safhaya gelinceye kadar üç isim değiştirmiş, bu isimlerin nereden geldiği araştırılmış ve aşağıdaki gibi açıklanmıştır. Mağara adı için üç rivayet vardır. Birincisinin Şar kraliçesi Mariye'den geldiği söylenir. Bunun hakkında kesin bir kayıt yoktur. İkinci görüş bu yerleşim merkezinin etrafı dağlarla çevrili olduğu için mağaraya benzetildiğinden dolayı bu ismi aldığı rivayet edilir. Ama bu görüş çok zayıftır. Üçüncü rivayetin hikayesi daha farklıdır. İlçe halkı birkaç kabile halinde yaklaşık bundan 300 yıl kadar önce bir cinayet yüzünden Elbistan’ın Büyük Yapalak Köyü'nden gelmiştir. Bunlardan bir kabile şimdiki Çukurkışla Köyü yakınlarındaki mağaraya, diğer bir kabilede Şar Köyü yakınlarındaki bir mağaraya yerleşirler. Bu iki akraba kabile zaman zaman birbirlerine ziyarete gidip gelirlermiş. Bu gidiş ve dönüşlerde nereye gittin, mağaraya gittim, nereden geldin, mağaradan geldim derlermiş. Sonraları bu mağara kelimesi halkın dilinde şaka konusu bile olmaya başlamış. Şakaları arasında birbirlerine hadi oradan mağaralı derlermiş. Daha sonra bu k... Devamı

Adana Seyhan Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:45:00
Adana Seyhan Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

Seyhan, Adana ilinin merkez ilçesi iken, 05.06.1986 tarihinde ayrı bir ilçe olmuştur. Çeşitli uygarlıkların kent merkezi olma konumu yüzyıllar boyunca devam ettirmiştir. İlçe 1918-1920 tarihi arasında Fransız işgalinde kalmış ve 05.01.1922 de düşmandan kurtarılmıştır. Denizden yüksekliği 23 metre olup, 30 köyü bulunmaktadır. Yüzölçümü 4200 km2’dir. İlçede Bulunan Eserler Taşköprü, Bebekli Kilise, Saat Kulesi, Bedestan, Ulu Cami, Yağ Cami, Yeni Cami, Hasanağa Cami(Hasan Kethüda), Kemeraltı Cami, Akça Mescit (Ağca Mescit), Ramazanoğlu Konağı ve Harem Dairesi, Çarşı Hamamı, Irmak Hamamı, Gök Hanı Kapısı, Bahçe Paşa Çeşmesi   Kaynak: Çukurova Üniversitesi Resmi Sitesi Devamı

Adana Sarıçam Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:45:00
Adana Sarıçam Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Sarıçam ilçesi, Adana ili, Yüreğir ilçesinin Kuzey – Doğu kısmının ayrılması ile Buruk, Sofulu, Baklalı, İncirlik, Suluca ve Kürkçüler alt kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri sona erdirilerek 22 Mart 2008 Resmi Gazetenin 22 Mart 2008 tarih ve 26824 (Mükerrer) nüshasında yayınlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEÄžİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN’ a göre oluşturulmuş bir ilçedir. İsmini ilçenin kuzeyinde bulunan Sarıçam ormanlarından almıştır. 04.06.2008 gün ve 26896 sayılı resmi gazetede yayımlanan İçişleri Bakanlığının 2008/10086 sayılı kararı ile Sarıçam İlçe Kaymakamlığına Bursa Vali Yardımcısı Ali Taşkın BALABAN atanmış olup, görevine 07.07.2008 tarihinde başlamıştır.   Kaynak: Sarıçam Kaymakamlığı Resmi Sitesi... Devamı

Adana Saimbeyli Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:44:00
Adana Saimbeyli Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

Saim Bey İlçenin kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır. Tarihi kalıntılara göre Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı "Haçin" dir. Bu ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin'den geldiği ve Bey Toryo'nun oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920'de Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında Kaymakam Saim Bey'den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur. 1928 yılında bugünkü yerine nakledilmiştir. Saimbeyli ile ilgili ilk bilgileri, İlçeyi ziyaret eden seyyahlar ve araştırmacılardan öğrenmekteyiz: V.Langlois (1852 -1853), Rahip Alishan (1800’lü yılların sonu), W. M.Ramsay (1800’lü yılların sonu), F.X.Schaffer (1900’lü yılların başı), C.Texier (19. y.y ilk yarısı) gibi seyyahlar Saimbeyli’yi ziyaret etmiş ve ilçenin ekonomik ve sosyal yaşantısının yanısıra tarihsel dokusu ile ilgili bilgiler de vermişlerdir. İlçe 1800’lü yıllardan itibaren bu seyyahlarca Hadchin, Hadjine, Hacın, Hadschin ve Haçin olarak adlandırılmıştır. W. M. Ramsay ise ilçenin Roma ve Bizans Dönemleri’ndeki adının Badimon olduğunu yazmaktadır.Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Y.Doç.Dr.K.Serdar Girginer tarafından yürütülen “Adana İli ve Çevresi Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Projesi” kapsamında ilçenin 2003 yılında çok kapsamlı ve titiz bir çalışmayla arkeolojik kültür envanteri çıkarılmış ve ilçeyle ilgili ilk bilimsel sonuçlar elde edilmiştir.Bu çalışmadan elde edilen veriler ışığında İl&cc... Devamı

Adana Pozantı Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:18:00
Adana Pozantı Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Pozantı ilçesi, Adana’nın kuzeydoğusunda Mersin ve Niğde İllerine komşu durumunda bulunmakta olup, İlçe merkezi Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu İç Anadolu ve Avrupa’ ya kara ve demiryolu ile bağlayan önemli bir geçit noktasında bulunmaktadır. Tarih boyunca Pozantı’ya çeşitli milletler tarafından değişik isimler verilmiştir. Pozantı’nın ilk çağlarda adı Pendonsis veya Pendosis’di. Araplar El Bedendum, Türk’ler de Bozantı ismini vermişlerdir. 5 Ağustos 1920 Pozantı Kongresinden sonra Adana İl Merkezi, Adananın kurtuluş tarihi olan 5 Ocak 1922’ye kadar Pozantı’ya taşınmıştır. 1954 yılına kadar Bucak olan Pozantı bu tarihte İlçe olmuştur. İlçe Merkezinde 3800, Akçatekir Beldesinde 10.670 ve köylerde ise toplam 4765 konut vardır. Hemen hemen her köyde konut sorunu vardır. İlçe Belediyesi öncülüğünde İlçe merkezinde yapı kooperatifi kurulmuş 65 daire tamamlanarak kooperatif üyelerine teslim edilmiştir. İlçemizin özelliği nedeniyle yaylacılık cazip hale gelmiştir. Tekir ve Bürücek yaylalarından sonra Alpu, Fındıklı, Kamışlı, Hamidiye, Aşçıbekirli, Dağdibi, Gökbez, E.Konacık, Y.Konacık Köylerimizde yayla cazibesi artmıştır. İlçenin genelinin dağlık ve bir kısmının orman içi köy olması sebebiyle tarım ve ziraat alanları azdır. Buna rağmen geçim kaynağı tarım, hayvancılık, arıcılık, orman işçiliği, nakliyecilik ve özellikle İlçe merkezinde E-90 karayolu üzerinde bulunan lokanta işletmeciliği ile küçük sanayi işletmeciliğidir. Son yıllarda turizme yönelik işletmelerin faaliyete geçmesiyle bu anlamda da İlçemiz adını duyurmaktadır. KÜLTÜR VE TARİHİ ESERLER İlçede geleneksel toplumsal yaşama bağlı olarak kültü... Devamı

Adana Kozan Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:42:00
Adana Kozan Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Kozan ve havalisi, tarihin her döneminde önemini korumuş bir yerdir.Eski çağlardan beri ,bir çok milletin nüfuz mücadelesine sahne olan Kozan ve çevresi,verimli arazileri ve elverişli iklim şartları ile gerçekten göz kamaştırıcı bir özelliğe sahiptir.Tarih çağlarında Çukurova’da ve dolayısıyla Kozan’da çok sayıda medeniyetin kurulması ve birbiri arasındaki nüfuz mücadelesinin uzun yıllar sürmesi,buranın tarihi .,coğrafi ve iktisadi önemini ortaya koymaktadır.Kozan ilçesi Anadolu –Suriye eski ticaret yolunun üzerinde bulunduğu için ticari bakımdan büyük bir önem taşımıştır.Kozan ve yakın çevresinin sahip olduğu bütün bu olumlu şartlar,ilk çağlardan itibaren,çeşitli kavimlerin yöreye hakim olma ve yerleşme arzularını kamçılamış,devletler arası siyasi anlaşmazlık ve savaşlara yol açmış,yörenin bir çok kavim arasında el değiştirmesiyle sonuçlanmıştır.İlçenin yerleşme tarihinin bilhassa ilk çağlar için ,Çukurovanın yerleşme tarihinden ayırmak mümkün değildir.Bu açıdan Kozan’ın yerleşme tarihini Çukurova’nın yerleşme tarihi içinde değerlendirmek gerekmektedir.Eski ismi “Sis” ,”Sisium” ve “Sision” olan Kozan’da yerleşme çık eskilere kadar iner.Yapılan çeşitli arkeolojik kazılara göre en az 10 medeniyetin yörede yaşamış olduğu ortaya çıkmaktadır.M.Ö 3.binyılda Güney Anadolu sahil ovalarında,Hitit vesikalarının onlara verdikleri isim ile Luvi(Luwi) kavimleri yaşamaktaydılar.Ayrıca Mersin –Yümüktepe ve Tarsus –Gözlükule kazılarında görülen M.Ö 3.binyıl Erken Tunç kültürü,bu Luvi kavimlerine ait idi.Luwi kavmi, Ege g&o... Devamı

Adana Karataş Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:41:00
Adana Karataş Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Tarihi çok eskilere dayanan Karataş M.Ö. 1000 yıllarında askeri ve ticari önemi olan yollar üzerinde kurulmuş bir liman şehridir ve antik dönemlerdeki ismi Margasus'tur. M.Ö. 1900'lü yıllarda Arvaza ve Huri krallıklarının, M.Ö. 1530'lu yıllardan sonrada Hitit krallığının idaresine girmiştir. M.Ö. 1200'lerden önce Kue, sonra da Asur krallığının egemenliğine geçmiştir. Karataş'ta bulunan yazılı eserlerin çoğu Kue Krallığı zamanına rastlamaktadır. Antik dönemlerde coğrafi konumu önemli olan şehir, aynı zamanda Ceyhan nehri boyunca o dönemde kurulmuş olan Mopsuhestia, Hemite ve Asitavandaya şehirlerine kilit bir noktadadır. Şehir ortaçağda Roma ve Abbasilerin egemenliğini yaşamış ve 1517 yılında Osmanlıların idaresine girmiştir. I. Dünya Savaşı'ndan sonra bir yıl Fransız işgali altında bulunan kent 1928 yılında bucak, 1957 yılında da ilçe olmuştur. Tarihi yerler Yanık Kilise (Karakilise Kalıntısı) Antik Magarsus Kilisesi Menzil Hanı Kalıntısı Tarihi Han Kalıntısı Doğal güzellikleri Akyatan Göleti'nde Caretta Caretta ve Chelonia Mydas kaplumbağa türleri bulunmaktadır. İlçede küçük bir balıkcı barınağı da vardır.İlçede çeşitli balık türleri bulunmaktadır. Özellikle Akdeniz'e özgü kefal çipura ve levrek balıkları çok sayıda yetişir ayrıca üretilmektedir.... Devamı

Adana Karaisalı Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:40:00
Adana Karaisalı Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Tarihi Roma dönemine kadar uzanan kentin o dönemdeki adı Midilli'dir ve nüfusunun 60-70.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Türkler Anadolu'ya geldikten sonra şehrin ismi bir dönem Çeceli olarak geçmiştir. Kentte yaşayanlar Yüreğir, Bozdoğan, Kerimoğulları, Sırkıntıoğulları ve Menemencioğulları soyundandır. Kentin ismi de Ramazanoğulları'ndan Kara İsa Bey'e atfen verilmiştir. 1481-1496 yılları arasında bölgede Memlük Sultanı Kayt hüküm sürmüş, Yavuz Sultan Selim'in Memlüklüler'i yenmesinden sonrada Ramazanoğulları'na teslim edilmiştir. Çeceli yani Karaisalı 1835 yılında kaza olmuştur. Kesin olmamakla beraber ilk kaza merkezinin bugünkü Hacılı köyü olduğu söylenir. İlçe Kurtuluş savaşı yıllarında işgale uğramamış ve işgalden kaçanların toplandığı stratejik bir merkez görevi üstlenmiştir. O yıllarda Jandarma Yüzbaşı Ali Ratıp Bey (Tekelioğlu Sinan takma adıyla bilinir) bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın özel emriyle Batı Kilikya denilen bölgenin kurtarılması amacıyla görevlendirilmiş ve Üstteğmen Mustafa Besim ile birlikte kuzeyden bugünkü Aladağ ilçesi Büyüksofulu Köyü üzerinde önce Hacılı Köyü ve sonra da 1 Nisan 1920'de Karaisalı'ya gelerek Milli Mücadeleyi Çukurova'da başlatmıştır. Tarihi mekanlar Karakılıç köyü yakınlarında geçmişi Roma dönemine ait olan Milvan Kalesi. Altınova Köyü yakınlarındaki tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Kesiri Han. Karaisalı'nın 40 km kuzeydoğusundaki Etekli köyünde bulunan Keçi Kalesi adıyla anılan, Romalıların yapmış olduğu oldukça yüksek ve etrafında bulunan zindan, yanık kale ve tarihi kalıntılar... Hacıkırı köyü yakınlar... Devamı

Adana İmamoğlu Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:12:00
Adana İmamoğlu Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ İmamoğlu İlçesinin tarihi Adana İli ile Kozan İlçesinin tarihi içerisinde ele alınmalıdır. İlçe merkezinin oluşumu sonraki tarihlere rastlasa da ilçeye bağlı köylerde yerleşimin tarihi daha öncelere kadar dayanmaktadır. Bu nedenle ilçenin tarihini bağlı köylerin,Adananın ve Kozanın tarihinden ayrı tutmak doğru olmaz. İmamoğlu İlçe merkezi; Adana İl merkezine 45 km, Kozan İlçe merkezine 27 km mesafede olup; Adana’dan Kozan, Feke, Saimbeyli ve Tufanbeyli’ye giden yol güzergahı üzerinde bulunur. İlçenin bu coğrafik konumu aynı zamanda ilçenin tarihini de etkilemiştir. İmamoğlu’nun en eski yerleşim kalıntıları Çörten Köyü Pekmezci Mahallesi’ndeki“Altınini” kalıntıları ile Koyunevi Köyü’nde bulunan mozaik kalıntıları, mağaralar ve eski küplerdir. Ayrıca Ufacıkören gibi çevre köylerde örenler mevcuttur. 1965 fırka-i ıslahiye olayından sonra Kozan-Adana arasında emniyetli ulaşım sağlanması için yol güzergahı üzerinde bir han ve hanın yanında güvenliği sağlayacak zabıta teşkilatının kurulması politikası neticesinde bu günkü İmamoğlu ilçe merkezi olmuştur. Ayrıca çevredeki köylerin oluşumuda gerçekleşmiştir. Kozan, 1923–1926 yılları arasında vilayetlik yapılmıştır. 1926 yılında tekrar Adana Vilayeti’ne bağlı ilçe haline dönüştürülmüştür. İmamoğlu ilçesinin bu günkü köylerinin çoğu Cumhuriyet’in ilk yıllarında vardı ve Kozan’a bağlı köylerdi. Çevre köylerin Cumhuriyet’in ilk yıllarında var olduğu tartışılmasızdır; ama İmamoğlu isminin nerden geldiği, nasıl olduğu henüz belli değildir. İmamoğlu isminin kaynağı konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır. Bu günkü İ... Devamı

Adana Feke Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:11:00
Adana Feke Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Feke ilk çağlardan günümüze kadar bir çok kavim ve Devletlere yerleşim alanı olmuştur. Feke’nin MÖ. 16. yy.’da Hititlerin hakim olduğu bir federasyon bölgesinde kurulduğu rivayet edilmektedir. Son yıllarda Kayseri Kültepe ve Osmaniye Karatepe tablet ve yazıtlarından anlaşıldığına göre yönetim yeri Mezopotamya da ki Asur kenti olan, Asur Devleti vatandaşlarından oluşan tüccarlar mö.19.yy. ve 18.yy.’da Kültepe ve çevresi ile Anadolu’nun değişik yerlerinde ticaret kolonileri kurarak iyi örgütlenmiş bir Pazar ağı geliştirmişlerdir. Mö.19.yy’da Asur ticaret kolonilerinin oluşturduğu Pazar ağında: İç Anadolu’nun yüksek Platoları ile Klikya Ovası arasındaki bağlantıyı sağlayan bir geçit olması ve bu güzergahtan geçen ticaret kervanlarının güvenliğini ve denetimini sağlamak amacıyla hakim noktalara karakollar kurulmuştur. Feke mö.6.yy.’da Perslere, mö.333 yılında ise Persleri yenen Büyük İskenderin eline geçmiştir. İskender’den sonra mö.1.yy. sonlarına doğru Roma İmparatorluğuna, daha sonraları Bizanslıların eline geçmiştir. 1375 yılında Mısır Memluklarının işgali ile Ermeni hakimiyetine son verildi. Vahka(Feke) Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılında Mısır seferi sırasında Osmanlı Devleti tarafından feth edilmiştir. Sonraki yıllarda Yüreğir Türkmen Beylerinden Ramazanoğlu ailesinin idaresine girmiştir. 19 yüzyılın sonlarında Osmanlıların Klikyayı ele geçirmeleri üzerine birtakım derebeyleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan Kozanoğulları Kozan’a idi ve askerleri Feke havalisinde bulunuyordu. 1. Dünya Savaşı sırasında Fransızların Maraş-Antep ve Adana’yı işgalini fırsat bilen Haçin ve Feke Ermenileri buralarda bulunan Türklere, Fransızların tahrikiyle akla hayale gelmedik... Devamı

Adana Çukurova Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:10:00
Adana Çukurova Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Adana ve Çukurova bölgesi eski devirlerden beri bir yerleşim merkezi olmuştur. Tarihi belgelerde Kilikya olarak geçen Çukurova'dan, Boğazköy'den çıkarılan Hitit yazılı levhalarında, Uru Adania (Adana ülkesi) diye sözedilmektedir. Gezgin coğrafyacı Strabon, antik çağlarda Kilikya olarak bilinen bölgeden, "Coracesion'dan (Alanya), Kilikya-Suriye kapısına kadar uzanan Küçük Asya'nın güneydoğu kıyıları." diye sözeder. Herodot, bölgenin Hypachoea diye adlandırıldığını, Fenikeli Age-nor'un oğullarından Cilix'in buraya gelip yerleştiğini ve onun adından dolayı bölgenin Kilikya adını aldığını nakleder. Fakat Kilikya adı ilk kez, Asur yazıtlarında Chilakka olarak görülmüştür. Bu nedenle bugün Kilikya adının Asur kaynaklarında özellikle Dağlık Kilikya için kullanılan Chilakka kelimesinden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Aynı Asur kaynaklarında Ovalık Kilikya ise Que olarak adlandırılmaktadır. Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasında ulaşımı sağlayan Gülek ve Sertavul (Kilikya kapıları) ile Belen (Suriye kapısı) gibi önemli geçitler nedeniyle stratejik önem taşıyan bölgenin doğu ve batı kesimleri yeryüzü şekilleri bakımından farklı özellikler gösterir. Bu nedenledir ki Hellenler, batı kesimini Cilicia Tracheia (Dağlık Kilikya), doğu kesimini Cilicia Pedias (Ovalık Kilikya) olarak anmışlardır. Romalılar ise Dağlık Kilikya'ya Cilicia Aspera, Ovalık Kilikya'ya Cilicia Campestris adını vermişlerdir. Dağlık Kilikya kabaca, Alanya ile Mersin arasında kalan, Ovalık Kilikya ise Mersin'den İskenderun Körfezi'ne kadar uzanan kesimlerdir. İki Kilikya'yı ise Lamas (Limonlu) çayının birbirinden ayırdığı kabul edilir. Günümüzde Dağlık Kilikya Taşeli yarımadası, Ovalık Kilikya ise Çukuro... Devamı

Adana Ceyhan Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:09:00
Adana Ceyhan Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ Çukurova'nın bir parçası olan Ceyhan ovası çağlar boyunca zaman-zaman Hitit, Fenike, Mısırlılar, Asurlular, İran (Pers), Makedonya (İskender İmparatorluğu), Roma ve Bizans devletlerinin egemenliği altında kalmıştır. Günümüzde Ceritler Ceyhan nehrinin doğusundaki köylerde Sırkıntılar, Ceyhan Nehrinin batı ve Kuzey-batı kesimlerinde Avşarlar ise Ceyhan'ın kuzeyinde yoğun olarak bulunmaktadır. 1865 yılı içinde yerleşik düzene geçilerek Nogayca kopmuş, yurdundan ayrılmış anlamına gelen "KOPÇAK" adı verilen bu günkü Ceyhan'ın ilk yerleşik toplumu Nogaylar olmuştur. Daha sonra 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi)'nden sonra Kırımlar, Tatarlar, Çerkezler, Papaklar, Rumeli Göçmenleri Osmanlı Devleti tarafından Ceyhan Ovasına yerleştirilmiştir. Yerleşenlerin daha çok hayvancılıkla uğraştığı, hayvanlarını suladıkları dik bir yerden ırmak kıyısına inildiğinden anlamına uygun olarak bugünkü Ceyhan'a "YARSUVAT" adı verilmiştir. Daha sonra Sultan 2. Abdulhamit'in tahta çıkmasından sonra kaza merkezi yapılarak 1896 tarihinde "HAMİDİYE" ismiyle Cebelibereket (Osmaniye) sancağına bağlanmıştır. Daha sonra 1909 yılında Ermeni İhtişaşı (kargaşalık) üzerine kurulan örfi idare dolayısı ile "ÖRFİYE" ismi verilerek bir süre bu isimle anılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mayıs 1929 'da "CEYHAN" adı yasayla kesinleşmiş ve Adana iline bağlanmıştır.... Devamı

Adana Aladağ Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi)

2017-05-15 20:08:00
Adana Aladağ Hakkında Genel Bilgi (Adana İlçesi) |  görsel 1

TARİHÇESİ MİLLİ MÜCADELEYE KADAR ALADAÄž TARİHİ İlçenin tarihi ilk çağlara kadar uzanır. Aladağ ve çevresinin tarihi gelişimini Adana tarihinin gelişimi ile birlikte ele almakta yarar vardır. Çünkü, Aladağın ormanları ve Aladağlardan Adana şehrine ulaşan Seyhan Nehri her dönem önemini korumuştur. Bunun yanında Akören, Mazılık, Kızıldam, Ağcakise, Sarıçiçek ve daha birçok yerde bulanan kilise harabeleri, Meydan kalesi başta olmak üzere kale yıkıntıları Aladağ İlçesini tarihi geçmişi bakımından yüzyıllar öncesine götürmektedir. M.Ö. 3. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Büyük İskenderin gemi yapımında kullanmak üzere Pos Ormanlarına gelerek, Sedir ağaçlarını kestirip, suyollarıyla Akdenize indirdiği bilinmektedir. Yüzyıllar öncesinde Cumhuriyet Dönemine kadar Adana ve çevresinde Kizvatna Krallığı, Hititler, Kueliler, Asurlular, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Ramazanoğulları ve Osmanlı Devleti hâkimiyet kurdular. Bu dönemlere ait Aladağ ve çevresinde bulunan tarihi kalıntılar, kaleler, kilise harabeleri, harabeleri ve daha birçok kalıntı bu bölgede yüzyıllar öncesine varan bir yaşantının olduğunu göstermektedir. Birçok kaynak doğrultusunda buralara yerleşmenin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: - Kilise kalıntılarının çok olması ve küçük yerleşmelerle sınırlı kalması dini yaşamın yasaklanması sonucunda buralara yerleşmelerin olduğunu göstermektedir. İnsanlar dağ aralarında dar alanlara yerleşerek hem dinlerini yaşamaya çalışmışlar hem de korunmuşlardır. - Aladağın Orta Toroslarda bir kervan yolu olması ve bir ticaret merkezi olan Kayseriye en kısa geçişin buradan sağlanması yine Aladağ ve çevresine insanların yerleşmelerine sebep olmuştur. - Gü... Devamı

Kuvvetin Cisimler Üzerindeki Etkileri

2017-05-15 00:29:00

Link : www.youtube.com Devamı

Mıknatısların Çekim Kuvveti Fen Bilgisi 4

2017-05-15 00:28:00

Link : www.youtube.com Devamı

Karışımlar-7.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-15 00:23:00

  1- Ayrıştırma : Farklı yöntemler kullanarak karışım halindeki maddelerden saf maddeler elde edilmesine ayrıştırmadenir.   2- Katı – Katı Karışımlarının Ayrıştırılması :   a) Eleme : Tanecik yapıları ve büyüklükleri birbirinden farklı olan maddelerin oluşturduğu karışımları ayırmak için kullanılır. Bu yöntemde eleklerden faydalanılır.   Örnek : Kum – Çakıl, Un – Kepek, Mısır – Pirinç   b) Ayıklama : Renkleri, şekilleri, büyüklükleri birbirinden farklı olan maddelerin oluşturduğu karışımları ayırmak için kullanılır.   Örnek : Pirinç – Taş, Elma – Armut   c) Mıknatıslama: Mıknatıs tarafından çekilebilen demir, nikel, kobalt gibi maddelerin oluşturduğu karışımdan mıknatıs kullanarak bu maddeleri ayırmak için kullanılır.   Örnek : Demir tozu – Kükürt tozu, Demir tozu – Kum   d) Elektriklenme : Sürtünme ya da dokunma yoluyla elektriklenen plastik veya cam gibi maddeler, karışımda bulunan hafif maddeleri çekebilir. (Küçük ayırma işlerinde kullanılır).   Örnek : Tuz – Karabiber karışımında, elektriklenmiş plastik çubuk, karabiber tanelerini çeker.   e) Erime Sıcaklıkları (Noktaları) Farkı : Erime sıcaklıkları birbirinden farklı olan karışımları ayırmak için kullanılır. Bu yöntemde karışım ısıtılınca erime sıcaklığı küçük olan katı önce eriyerek sıvı hale geçer ve süzme yoluyla karışımdan ayrılır.   Örnek : Kum – Tereyağı, Demir – Kurşun, Alaşımlar ( Pb = 337oC, Al = 659oC, Ag = 960oC, Fe = 1200 – 1600 oC )   f) Öz Kütle (Yoğunluk) Farkı (Yüzd... Devamı

Işığın Kırılması ve Mercekler-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-15 00:22:00

  Işık yoğunluğu farklı bir ortama girdiğinde hızı değişir, bu nedenle doğrultusu da değişir. Işık ışınlarının yoğunlukları farklı bir saydam ortamdan başka bir saydam ortama geçerken doğrultu değiştirmesine kırılma denir. Gelen ışın ile normal arasındaki açı gelme açısı, kırılan ışın ile normal arasındaki açı ise kırılma açısı olarak adlandırılır. Normal, gelen ışığın düştüğü yüzeye dik olarak çizilen hayali çizgidir. Işık yayılma ortamını değiştirdiğinde, gelen ışığın bir kısmı doğrultusunu değiştirerek diğer ortama geçerken bir kısmı da geri yansır. Su yüzeyinin ve camın görülebilmesinin nedeni budur. Kırılma Kanunları 1) Işık ışınları bir ortamdan diğer ortama dil olarak (90 0lik açı ile gelirse) kırılmadan yoluna devam eder. Sadece hız değiştirir. 2) Işık ışınları az yoğun ortamdan çok yoğun ortama geçerken normale yaklaşarak kırılır. 3) Işık ışınları çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçerken, normalden uzaklaşarak kırılır. NOT: Işınların kırılma sırasında doğrultu değiştirme miktarları, geçiş yaptıkları ortamların kırıcılıklarına göre değişir. Yoğun ortamlar genelde daha kırıcıdır. Işık ışınlarının hızı yoğun ortamlarda azalır. Yoğunluklarına göre sıralandığında; CAM> SU>HAVA olduğundan Vcam < Vsu < Vhava olur.  ***Ortamların yoğunluğu bilindiğinde ışığın izleyeceği yol bilinebileceği gibi, ışığın izlediği yol bilindiğinde de ortamların yoğunluğu tahmin edilebilir. Işığın Kırılmasının Sonuçları Işık ışınları az yoğun ortamdan çok yoğun ortama her zaman geçer. Fakat, çok yoğun ortamdan az yoğun ortama gelen ışık ışınları her zaman geçemeyebilir. Işık ışınları çok kırıcı ortamdan az kırıcı bir ortama ge&cced... Devamı

Sesin Sürati-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-14 23:56:00

  Uzakta bulunan bir kaynakta oluşan sesin, kulağımıza ulaşması için, aradan belli bir zaman geçer. Yani sesin bir yayılma hızı vardır. Işık, boşlukta ve havada yayılabilir. Ancak ses boşlukta yayılamaz. Yani sesin yayılabilmesi için maddesel ortama ihtiyaç vardır. Işık Sesten Daha Hızlı Yayılır Fırtınalı bir havada oluşan şimşek olayında aynı anda oluşan ışık ve sesten önce ışığı görmemizin bir süre sonra da sesi duymamızın nedeni ışığın sesten daha hızlı yayılmasıdır.  Aynı şekilde uzaktan atılan havai fişeklerin önde ışığını görmemizin sonra da sesini duymamızın nedeni de ışığın sesten daha hızlı yayılmasıdır. Sesin yayılma hızı ortamın yoğunluğuna bağlı olarak değişir. Ses, havada ortalama 340 m/s hızla yayılır. Ortamın yoğunluğu artırılırsa sesin yayılma hızı da artar. Ortam yoğunluğu sesin hızını etkilediği gibi maddelerin katı, sıvı ve gaz hallerinde de ses farklı hızlarda yayılır. Buna göre ses en hızlı katılarda, sonra sıvılarda, en yavaş gazlarda yayılır. Sesin Farklı Ortamlardaki Yayılma Hızları Bu durumu denizdeki bir gemiden atılan silah sesini kıyıdaki birinin iki kez silah atılmış gibi algılaması ile açıklayabiliriz. Gemiden atılan silahın sesi kıyıdaki kişiye hem hava hem de su tarafından iletilecektir. Buna göre sıvı maddeler sesi gazlara göre daha hızlı ilettiğinden önce su tarafından iletilen ses duyulacak arkasından hava tarafından iletilen ses duyulacaktır. Bu nedenle kıyıdaki kişi sesi farklı zaman aralıklarında iki kez duyacak ve iki kez silah atılmış gibi algılayacaktır. Sesin yayılma hızını etkileyen bir diğer unsur da sıcaklıktır. Sıcaklığı fazla olan taneciklerin enerjisi de daha fazla olacağından bu tanecikler daha hızlı hareket ederek sesin daha hızlı iletilmesini sağlayacaktır Buna göre; Sıcaklık arttıkça sesin yayılma hızı da artar. Örneğin, sesin ... Devamı

Sesin Yayılması ve Farklı Ortamlarda Farklı Duyulması-5.Sınıf

2017-05-15 00:21:00

  Ses Hangi Ortamlarda Yayılır?   Canlı veya cansız ses kaynaklarından yayılan sesler havadaki tanecikleri titreştirerek kulağımıza ulaşır. Kulak zarını titreştiren sesi beynimiz aldılar ve böylece duyarız.     Etkinlik: Hangisi İletir?                           Plastik bardak ve iple oluşturduğumuz sistemde, bardak kulağımıza dayalı olduğunda sesi daha iyi duyabiliriz. Sonuç: Sesi duyabilmemize sağlayan bardakları birbirine bağlayan iptir. O halde ses katı ortamlarda da yayılır.       Etkinlik: Kulağım Suyun İçinde?                       Taşlar su içerisinde birbirine vurulduğunda, huni yardımıyla çıkan sesi duyabildik. Sonuç: Ses sıvı ortamlarda da yayılır.         Ses katı, sıvı ve gaz ortamlarda yayılır. Ses; en hızlı katılarda, sonra sıvılarda, en yavaş gazlarda yayılır. Ses, boşlukta yayılmaz.                   Işıktan farklı olarak sesin yayılabilmesi için maddesel ortama ihtiyaç vardır. Güneş ışınları Dünya`mıza ulaşmasına rağmen, Güneş`teki patlamaların sesini duyamayız. Bunun nedeni sesin boşlukta yayılmamasıdır.   Etkinlik: Kendi Boşluğumuzu Yaratalım                     Cam fanus içine çalar saati koyup fanus içerisindeki hava boşaltıldığında çalar saatin sesini duyamayız. Çünkü... Devamı

6. Sınıf Fen ve Teknoloji / Isının Yayılma Yolları

2017-05-15 00:20:00

  Isının yayılma yollarını ve yayıldıkları ortamı aşağıda verilen tablodaki gibi özetleyebiliriz.   İletim Konveksiyon Işıma Nasıl ifade edelim? Isının katı hâldeki l maddelerde, taneciklerin birbirine çarpması ile , yayılma şeklidir. Isının, gaz ve sıvı hâldeki maddeleri oluşturan taneciklerin yer değiştirmesi ile yayılma şeklidir. Isının boşlukta ve saydam ortamlarda yayılma şeklidir. Örnek verelim Bakır, alüminyum gibi katılarda olur. Sütün ısınması, rüzgâr ve bacadan çıkan dumanın hareketi esnasında görülür. Güneş, lamba ve ocaktan yayılır.   Isının yayılma yollarını ve yayıldıkları ortamı aşağıda verilen tablodaki gibi özetleyebiliriz.   İletim Konveksiyon Işıma Nasıl ifade edelim? Isının katı hâldeki l maddelerde, taneciklerin birbirine çarpması ile , yayılma şeklidir. Isının, gaz ve sıvı hâldeki maddeleri oluşturan taneciklerin yer değiştirmesi ile yayılma şeklidir. Isının boşlukta ve saydam ortamlarda yayılma şeklidir. Örnek verelim Bakır, alüminyum gibi katılarda olur. Sütün ısınması, rüzgâr ve bacadan çıkan dumanın hareketi esnasında görülür. Güneş, lamba ve ocaktan yayılır.   ... Devamı

7. Sınıf Fen ve Teknoloji / Ekosistemler

2017-05-14 23:55:00

  Canlılar, bulundukları ekosistemde yani çevrede yaşamlarını sürdürebilmek için bu çevreye ve çevre şartlarına uyum sağlamak zorundadırlar. Bu nedenle canlılar her ekosistemde yaşayamazlar. Canlıların bir ekosistemde yaşayabilmeleri için özelliklerinin o ekosisteme uygun olması gerekir.   Bütün ekosistemlerin özellikleri farklıdır (yani her ekosistemin kendine özgü özellikleri vardır) ve ekosistemde yaşayan canlı çeşitleri ve ekosistemlerin büyüklükleri farklı olabilir. Bir ekosistemin özelliğini o ekosistemi oluşturan su, sıcaklık, ışık, toprak, rüzgâr (iklim), nem, hava gibi cansız varlıklar belirler. Bir ekosistemde hangi canlıların yaşayacağını ise o ekosistemlerdeki canlı ve cansız faktörler belirler. Ekosistemlerdeki canlılar, başka bir canlıyı besin kaynağı olarak kullanırlar.   ▪ (*) Çölde yaşayan canlıların vücutlarında su depo edebilmeleri. (Kaktüslerin etli gövdelerinin develerin hörgüçlerinin olması.).   ▪ (*) Kuzey Amerika`da yaşayan çöl tavşanlarının uzun kulaklarındaki kan damarlarının vücut ısısını yükseltmesi.   ▪ (*) Kutuplardaki ayı ve tavşanların vücutlarında kalın yağ tabakası bulundurmaları.   Ekosistemler çok küçük olabileceği gibi büyük ekosistemler de vardır. Taşın altında yaşayan canlıların oluşturduğu ekosistem olabileceği gibi çöl, orman, göl, akarsu, deniz ekosistemleri de vardır. Büyük ekosistemler içlerinde daha küçük ekosistemleri de barındırırlar. En büyük ekosistem Dünya`dır. Dünya ekosistemi, farklı özellikte ve çok sayıda daha küçük ekosistemin birleşmesiyle oluşur.   Ekosistemler kara ve su&nbs... Devamı

Isı Alış-Verişi ve Sıcaklık Değişimi-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-15 00:19:00

  Isı, bir maddenin taneciklerinin toplam enerjisidir. Yani bir maddenin sahip olduğu ısı, taneciklerin sayısına bağlıdır. * Sıcaklıkları aynı olan farklı hacimlerdeki(yani kütlelerdeki) iki demir bilyenin (yani aynı maddeden yapılmış) sahip oldukları ısı enerjileri farklıdır: Demir bilyelerin taneciklerinin ortalama hareket enerjileri aynıdır. Ancak bilyelerin taneciklerinin sayısı farklı olduğu için ısıları farklıdır. Büyük bilyenin tanecik sayısı fazla olduğu için ısısı daha fazladır. * Maddelerin sahip oldukları ısı enerjisi kütleleriyle doğru orantılıdır. Yani sıcaklıkları aynı olan aynı tür iki maddeden kütlesi büyük olanın ısısı daha fazladır. Bunun nedeni kütlesi büyük olan maddede titreşen tanecik sayısının daha fazla olmasıdır. * İçlerinde sıcaklıkları eşit, kütleleri farklı su bulunan kaplara atılan buzların erime süreleri eşit değildir. Çünkü Farklı büyüklükteki iki kapta aynı sıcaklıkta ve farklı miktarlarda yağ bulunmaktadır. Kendisinden daha sıcak bir ortamda bulunan buz, ısı alış verişi nedeniyle erir. Buzun erimesi aldığı ısı miktarı ile ilgilidir. Eğer fazla ısı alırsa daha fazla erir. Kütleleri farklı olan suların sıcaklıkları aynı olsa bile ısıları farklıdır. Büyük kaptaki suyun kütlesi dolayısıyla ısı daha fazla olduğu için içindeki buzu daha çabuk eritir. a. Kaptaki yağların ısıları ile ilgili ne söylenebilir? b. 1. Kaptaki yağ, 2. kaba boşaltıldığında 2. kaptaki yağın ısısı ile ilgili ne söylenebilir? a) 2. kaptaki yağın kütlesi, 1. kaptaki yağın kütlesinden fazla olduğu için ısısı da fazladır. b) 1. kaptaki yağ, 2 kaba boşaltıldığında kaptaki yağ miktarı arttığı için ısısı da artar. * Bir bardağın içerisinde 50 ºC sıcaklıkta su, kovada ise 25 ºC Sıca... Devamı

Maddenin Halleri ve Isı Alışverişi-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-15 00:18:00

maddenin moleküllerini oluşturan atomlar arasındaki çekim kuvveti çok kuvvetlidir. Bu kuvvetin (kimyasal bağların) ortadan kaldırılması için farklı kimyasal işlemler gerekir. Maddenin molekülleri arasındaki çekim kuvveti ise daha zayıftır. Maddenin farklı hallerde bulunmasının sebebi bu çekim kuvvetinin farklı büyüklüklerde olmasıyla ilgilidir.        * Bir maddenin molekülleri arasındaki mesafenin büyüklüğü moleküller arasındaki çekim kuvvetinin büyüklüğünü de  etkiler. Moleküller arası mesafenin artması çekim kuvvetinin zayıflamasına neden olur    * Katı halde bulunan bir maddenin tanecikleri birbirine çok yakındır. Buna bağlı olarak tanecikler arasındaki çekim kuvveti de çok kuvvetlidir.  * Katı haldeyken ısı alan maddenin taneciklerinin hareket enerjisi artar. Enerjileri artan tanecikler birbirlerinden uzaklaşmaya başlar. Böylece tanecikleri bir arada tutan kuvvet zayıflar ve madde hal değiştirerek sıvı hale geçer  * Sıvı haldeki madde ısı almaya devam ettiğinde tanecikleri daha da hareketlenerek birbirlerinden uzaklaşırlar. Aralarındaki çekim kuvveti ise iyice zayıflar. Madde hal değiştirerek gaz haline geçer.        Erime: Katı haldeki bir maddenin ısı alarak sıvı hale geçmesine erime denir. Katı halden sıvı hale geçen bir maddenin tanecikleri arasındaki kuvvet zayıflamıştır (yani moleküller arasındaki bağ kopar), ve tanecikler daha hızlı hareket etmeye başlar.  Buharlaşma: Sıvı haldeki bir maddenin ısı alarak gaz hale geçmesi olayıdır. Sıvı halden gaz hale geçen bir maddenin tanecikleri arasındaki kuvvet iyice zayıflamıştır(yani moleküller arasındaki bağ kopar) ve tanecikler artık bir arada duramaz. Tanecikler &cced... Devamı

Günlük Yaşamda Isı Alışverişi Gözlemlediğiniz Olaylar Nelerdir

2017-05-15 00:17:00

  Normalde bir ıѕıѕı olаn besinler buz dolabına konulduğunda kendi ısılarını dolарtаki ortama vеrеrеk, ortamda yer аlаn soğuk hаvаyı kеndі bünyelerіne alırlar. Böylece ısı alış verişi gеrçеklеşir. Maddеlеrlе örnekler;   Sоğuk suya sıcak su eklenmeѕi Buzdolabına konulan bir сismin soğuması Elimizi sıcаk bіr nesneye dokundurduğumuzda yanması Ocakta рişirdiğimiz yemekler   Normalde bir ıѕıѕı olаn besinler buz dolabına konulduğunda kendi ısılarını dolарtаki ortama vеrеrеk, ortamda yer аlаn soğuk hаvаyı kеndі bünyelerіne alırlar. Böylece ısı alış verişi gеrçеklеşir. Maddеlеrlе örnekler;   Sоğuk suya sıcak su eklenmeѕi Buzdolabına konulan bir сismin soğuması Elimizi sıcаk bіr nesneye dokundurduğumuzda yanması Ocakta рişirdiğimiz yemekler   ... Devamı

Depremle İlgili Temel Kavramlar-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-14 23:51:00

Yer kabuğunda levha hareketleri sonucu kırılma ve kopmalarla ortaya çıkan enerjinin dalgalar halinde yayılarak yeryüzünde sarsıntılar meydana getirmesine deprem denir.      Yer altında deprem enerjisinin çıkığı noktaya odak noktası, yeryüzünde odak noktasının tam üzerinde bulunan deprem dalgalarının en kısa yoldan ulaştığı bölgeye merkez üssü (depremingerçekleştiği yer)denir.          Yer kabuğunda oluşan kırıklara fay, bu kırığın başlama ve bitme noktası arasındaki mesafeye fay hattı denir.           Ana depremden önce oluşan depreme öncü deprem,  ana depremden sonra oluşan, ana depremin büyüklüğünü geçmeyen depremlere artçı deprem denir.         Depremin büyüklüğü ve şiddeti farklı kavramlardır.,        Depremin büyüklüğü, depremin aletlerle ölçülebilen enerjisinin büyüklüğüdür. Depremin büyüklüğü sismograf adı verilen cihazla ölçülür.             Depremin Şiddeti, doğrudan bir aletle ölçülemez. Depremin Şiddeti deprem bölgesindeki hasara göre belirlenir. Deprem şiddetinin değerlendirmesinde Mercalli ölçeği kullanılır. Mercalli ölçeği görgü tanıklarının gözlemlerine dayanır.       Depremlerin oluşumunu, ölçü aletlerini, ölçme yöntemlerini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen ve değerlendiren bilim dalına sismoloji (deprem bilimi) denir.       Bu... Devamı

Hava Olayları-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-15 00:15:00

  Dünya`yı diğer gezegenlerden ayıran özellilerinin başında üzerinde hava olaylarının görülmesi ve canlı yaşamına olanak sağlayan atmosferinin var olması gelir. Atmosfer %78 Azot - % 21 Oksijen - % 1 su buharı, karbondioksit ve diğer gazlardan oluşur. Su buharı hava olaylarının gerçekleşmesi için, karbondioksit ise fotosentez olayı için gereklidir. Bu gazların oranı zamanla değişebilir. Mesela, karbondioksit oranının artması atmosferin güneş ışınlarını tutma oranını artırır. Bu özelliğe göre karbondioksit miktarının artması hava sıcaklığının artmasına, azalması ise hava sıcaklığının azalmasına sebep olur. Bilim adamları çeşitli gözlem araç ve gereçlerle hava raporunu gözlemleyerek hazırlar ve elde ettikleri verileri bilimsel olarak karlı, yağmurlu, rüzgârlı vb. şekilde yorumlarlar. Hava olayları yeryüzünde bitki türleri, hayvan türleri dağılımının oranını, toprak oluşumu ve türlerini, denizlerin tuzluluk oranını vb. oluşumları etkiler. • RÜZGÂRLAR: Atmosferdeki hava ağırlığından dolayı Dünya üzerine basınç uygular. Ancak atmosfer basıncı Dünya üzerindeki her noktada aynı değildir. Kimi yerde alçak, kimi yerde yüksektir. ( Dünya yüzeyinde yükseldikçe atmosfer basıncı azalır.) Bu basınç farkı rüzgârların oluşmasına sebep olur. • Yatay yönde meydana gelen hava hareketlerine rüzgâr denir. Geldikleri yerlerin sıcaklıklarını gittikleri yerlere taşıyan rüzgârların sebebi basınç farkıdır. Rüzgâr oluşumu Dünyamızın günlük dönüş hareketiyle sürekli devam eder. Rüzgârlar zaman zaman hız değiştirerek bazen sakin esen meltemler bazen ise fırtınalar, kasırgalar meydana gelir. Hızları farklı olan rüzgârların çevrelerine olan ... Devamı

Mevsimlerin Oluşumu-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-15 00:14:00

Mevsimler nasıl oluşur?, mevsimlerin oluşması,mevsimlerin oluşumu nasıl gerçekleşir?, mevsimlerin oluşumu hakkında bilgi.   Dünya ekseninin yörünge düzlemine eğik olması ve bu açıyla birlikte Dünya'nın Güneş etrafındaki hareketinin en önemli sonucu mevsimlerin oluşmasıdır. Yıl içindeki farklı sıcaklık dönemleri olan mevsimler, Dünya'nın dört önemli tarihteki konumuyla belirlenmiştir. Bu tarihler; 21 Haziran, 21 Aralık, 21 Mart ve 23 Eylül'dür.       Mevsimlerin Oluşumu     21 Haziran   Yıllık hareket sırasında Dünya'nın 21 Haziran günü geldiği konumda, Kuzey Yarım Küre Güneş'e dönüktür. Bu durumda güneş ışınları öğle vakti, Ekvator'un 23° 27' kuzeyindeki Yengeç dönencesine dik açıyla düşer. Bu tarih Kuzey Yarım Küre için yaz mevsiminin başlangıcı yani yaz gün dönümü (solstis)dür. Güney Yarım Küre'de ise kışmevsiminin başlangıcı yani kış gün dönümüdür.   Kuzey Yarım Küre   Yaz başlangıcıdır. En uzun gündüz yaşanır. Kuzey Kutup Dairesi’nde 24 saat gündüz yaşanır. Kuzey Kutup Çemberi tamamen aydınlıktır. Güneş ışınları en büyük açıyla düşer. Öğle vakti, yıl içinde en kısa gölge oluşur.             Güney Yarım Küre   Kış başlangıcıdır. En uzun gece yaşanır. Güney Kutup Dairesi’nde 24 saat gece yaşanır. Güney Kutup Çemberi tamamen karanlıktır. Güneş ışınları en küçük açıyla d&... Devamı

İklim-8.Sınıf Konu Anlatımı

2017-05-15 00:12:00

ATMOSFER Dünya,  gaz karışımından oluşmuş atmosfer tarafından kuşatılmıştır. Dünya’yı saran atmosferin %78’i azot, %21i oksijen ve %1i karbondioksit, argon, su buharı ve tozlardan oluşur. Atmosferin özellikleri                                                                              Oksijen sayesinde canlılar yaşam olanağı bulur. Canlılar için gerekli gazları bulundurur. Meteorların Dünya’ya düşmesini engeller. İklim olaylarının oluşmasını gerçekleştirir. Dünya’nın aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.   Güneş ışınlarını dağıtır. Dünya ile dönerek aşırı sürtünmeden oluşan yanmaya engel olur. Atmosferin katmanları. Atmosferin Katmanları Atmosfer, yerçekimi etkisiyle iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunların yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır. Troposfer: Atmosferin en alt tabakasıdır. Ekvator üzerindeki kalınlığı 16 - 17 km, 45° enlemlerinde 12 km, kutuplardaki kalınlığı ise 9 - 10 km dir. Bunun nedeni, Ekvator’daki hava kütlelerinin ısınarak yükselmesi, kutuplarda ise soğuyan havanın ağırlaşarak alçalmasıdır. iklim olayları troposferin 3 - 4 km lik kısmında meydana gelir. Çünkü, iklim olaylarında çok etkili olan su buharı troposferin 3 - 4 km lik kısmında bulunur. Troposfer daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınır. Atmosferdeki gazlar... Devamı